Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bulutların Üstündeki Karanlık - Ön söz - Başlangıç

Gece yürüyüşlerini oldukça seven bir adam. Bir gece her gece olduğu gibi sokakların karanlığa büründüğü bir saatte evin kapısından dışarı adımını attı. Havayı derin derin içine çekti gökyüzüne bakarak. Bahçe kapısından dışarı çıkıp karanlığa gömüldü. Rüzgarın hafiften saçlarını okşamasını hissediyor. Ağaçların bir oraya bir buraya doğru sallanırken dallarında kalan son yaprakları da uçurmasını izliyor. Rüzgarın gücünü hissediyor içinde. Havada yağacak gibi kara bulutlar başının üstünde o adamı izliyor.

Bir yıldırım sesi ile irkilen adam pişman oluyor evden çıktığına. Önce bir duruyor ve gideceği yöne bakıyor. Ani bir dönüş yapıyor ve öylece yerinde kalakalıyor gördüğü karşısında. Bir çift göz. Sadece göz. Soğuk mavi ve parlak bir göz. Acı duyuyor önce.  Sonra acının geldiği yere bakıyor ve gördüğü şey vücuduna saplanmış değişik oymalı bir bıçak. Ölümün geleceğini biliyordu fakat bu kadar erken olabileceğini tahmin etmiyordu adam. Hayatı burada artık son bulmuştu. Hiç bir şey fayda değ…

Hayata Alışma Süreci

Bunaltıcı yaz akşamlarından buz kesen kış akşamlarına geçiş var içimde. Baharlarım yıllar önce yok oldu zaten. Malum küresel ısınma mevzuları!

Lagara Lugara

Merhabalar değerli dostlarım. Bu gece birazda olsa kasvetin ağırlığından kurtuldum. Sinirlerim yıpranmış, sağa sola sövmek istesem de içimde bilinmeyen bir mutluluk var. Bu duygularla yazıyorum bu yazıyı.

Paydos ederken bugün olanları başa sardım bir daha düşündüm. Öfkeyle baş edemeyen hemen parlayan insanlar vardı. Arkadan dedikodu yapıp kuyu kazanlar vardı. İşe girdiğim ilk günden beri benim yanımda olan beni kollayan, kaçıp gitmememe vesile olan abilerimde vardı. Herkesten uzak durmaya çalışsam da bana sürekli samimi davranıp aslında nefretini gözünden okuduğum insan hep vardı. Umurumda mı? Değil tabi ki niye öyle insanların kafamı ağrıtmasına izin vereyim. Bu aptallıktan başka bir şey değil. Neyse ben sizi daha fazla bu iş muhabbeti ile boğmak istemiyorum. Bir müzik açalım dinlerken devam edelim.





Bir yazı yayınlarken aklımda milyonlarca sorular oluyor. Acaba beğenilir mi? Yayınlamasam mı? Çok mu kötü oldu acaba? İlk başlarda böyle bir kaygılarım yoktu. Zaten ilk başta okuyucum da …

Akacak Zehir Saklı Kalmaz

Bir hiçliğin ortasında koca bir sefalet. Sek içtim anıları, ziyan ettim.

Kararmış Gece

Bak şimdi, bak bana Kentler arası yolculuklardayım ben. Kaç durak geçtim kendimden. Erimiş buzu dünyanın, Hepsi elimde avucumda.

En Sevdiğim 15 Kitap | Mim "4"

Merhabalar efendim. İlk defa bir kitap etkinliğinde mimlendim. Öncelikle beni bu mime davet eden, bize her zaman daha mutlu olmamız için yazılar yazan değerli bir ablamız (Hocamız :D) Yurdagül Çelik'e teşekkürlerimi iletmek isterim.  Aslında bu mimde biraz heyecanlandım ve çaktırmayın sakın kimseye hafiften de bir korku saldı içimi :). Uzun zamandır kitap okuyamıyorum ve bunun için çabalıyorum. Daha önce okuduğum kitaplardan ben de iz bırakanlar elbetteki oldu. Bende onları size aktarayım o zaman fazla vakit kaybetmeden.




Eskisi Gibi Olmazmış

Bu sefer ki çok farklıydı Kara bulutların gölgesinde yapayalnız oldum Bana iyi gelenleri önce ben kovdum. Sonra teker teker geri istedim.
Hayat ise eskisi gibi samimi değildi bu sefer. Neden mi? Çünkü benim yağmurda ıslanan yüreğim hala kurumadı. Nemi ise gözlerime dolandı....


Ve son olarak ise; "Bugün yok ki yarın olsun. Düşünme, kaybolursun."  (Şarkıdan)

Hayallerim | Mim "3"

Merhabalar, yeni bir mim yazısı ile karşınızdayım. Aslında bu yayını beni mimleyen Ece Abla ve Banu Hanım'ın yazılarını okuyup ardından yazmam gerekirdi. Ama iş trafiği ve sinir harpları ile iyice yıpranan bedenim ile ruhum hep beni engelledi. Sanki biri önüme hep duvar ördü. Ama bakın şimdi buradayım. Sakinim ve iyi sayılabilecek bir durumum var.  Şimdi fazla uzatmadan sorulara dönelim yoksa ben yazdıkça yazacağım. :))





1-Hayal kurmaktan hoşlandığınız bir yer ve zaman dilimi var mı?
Sizlerin yazılarını okurken bu soru beni çok düşündürdü. Vaktimde oldu zaten bol bol. :) Sanırım şu an yok diyebilirim. Ama çocukluğuma inecek olursak bir eski ev düşünün, arkasında bir yaşlı ve eğri bir elma ağacı. Yürüyerek tırmanıyor ağaca :) En tepelerden sağlam bir dala oturup sırtımı yaslardım ağaca. Rüzgar savururdu beni sağa sola. Bir elma alırdım elime ve ben hayallere dalardım. Saatlerce bir ağaçta oturan bir çocuk düşünün. Hayalleri var ama kendinden büyük. 
2-En çok nelerin hayalini kurarsın…