Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yine Kaybettim

Sessiz kaldım hep, güneşin batışı gibi.
Sevdiğime sevdiğim diyemedim.
Umutsuz kaldım hep, güneşin bir sabah dogma ihtimali gibi.
Sevdiğime seviyorum diyemedim
İçtiğim sigaraların boğazımdan oluşturduğu tahriş gibi bir gece de bitti.
Diyemedim lan işte, gözyaşlarım yanağımda diyemedim.
Son kez baktım şöyle sigaradan derin bir nefes ile.
Bir elvada bile diyemedim
Son kez sevdim belki bu hayatı terk edecekmişcesine.
Son bir kez elvada diyemedim

Suskun kaldım gecenin en karanlık saati gibi.
İçimde fırtınalar tüm dünyayı titretiyordu
Farkında mıydın ki?
Belki son bir ihtimalle bekledim sabaha dek.
Sağlık olsun....

En son yayınlar

Sınırları Kaldırmak Bu Kadar Zor Olmamalıydı

Kötülerin dünyasında iyi insan olmaya çalışıyoruz. Çok saçma gelse de bu eylem bana, böyle olması gerektiğine inanıyorum. Bazen bir şişe birada buluyorum kendimi en zor günlerim de, bazen de bir sahil de ıslatıyorum kendimi deli bir dalga ile. Her sabah uyandığım kendi odam olsa da hayat beni sürüyor en bilinmedik yerlere...

Ah ne demiştim ki ben, kurmuş olduğum en saçma cümleydi zaten. Kötü insanların arasında kalan iyi insan olur mu gerçekten? Bir bilene sorsak anlatır mı?  Gerçekleri gerçek olmadan yaşayan insanlar gibi yapsaydım eğer ben de kötü bir insan olurmuydumki. Kapatmaksa gözleri, o kadar işlemiş ki göz kapaklarıma, yağmur sesinde bile çocuk aglarken, tıkasam kulaklarımı görür mu en gerçekliği ile kan revan olmuş sokakları.

Bir de iyi insanlar var. Hayatları boyunca iyi olmuş insanlar. Peki ben neyim. Kötü müyüm, iyi miyim?  Neyim lan ben...

(Öylesine yazılmış bir şey. )

Yalnız Kaldım

Sessiz kaldı cümleler, Kalemim yitik kaldı. Onsuz kaldı herşey, Gecem ve gündüzüm sensiz kaldı.
Taktım en çirkinden maskemi. Sözsüz oldu herkes. Sevdim benden küçük olan her şeyi. Yalnız kaldım.
Hasret kaldım bazen. Kendime ve sana. Bile bile sevdim seni. Seve seve yalnız kaldım...



Yitiremediklerim

"İnsan" diye başlamak istemem hiç bir şeye ama sanki buna mecbur hissediyorum kendimi ya da ne bileyim ben öyle sanıyorum. O yüzden bende "insan" gibi başlayamıyorum hiç bir şeye. Okuyorum ama okumaktan ileri gidemiyorum. Sevmek gibi işte benim hayatım bu. Sevdiğim her insan üzer mı beni? Öyleymiş.  Bak bunu dururken anladım. Bir müzik dinlerken, film izlerken, kitap okurken ya da yolda ıssız bir yolda gecenin zifiri karanlığında anladım. Üzüldüm ama ağlamadım gözümden düşen iki damla yaşı saymazsak.
 Gerçek anlamda hiç miydi yoksa her şey saçma sapan bir rüya mıydı?

Sustum uzun süre yada sen öyle sandın. Çok şey yazdım yazdıklarımın çoğunu karaladim. Hep karşılık bekleyenlere ile doldu her yanım bir de gerçekten merak edenlerle. Hayaller kurdum çoğu zaman. Bazen birini öldürdüm ve hatta arada zengin oldum. Bazen ben öldüm, gökyüzünde kendimi gördüm. Denize açıldım çoğu zaman kağıttan bir gemiyle. Ve biliyor musun kağıt odamda ise hep onu hayal ettim. Beni üzeni be…

Bir Cumartesi Günü

Dağınık insanlardık biraz. Öyle olması gerekiyordu yada işimize geliyordu. Şehrimizde dağınıktı zaten. Birde yağan o kar taneleri. Sıcak bir çay ya da her neyse işte o içtiğim şey ile camın sularını silip izlemekti. Sıcak odamda oturup manzaranın tadını çıkarmaktı yada biz öyle sanırdık. Aslında keyfini çıkardığım hayallerdi. Onunda bazen suyunu çıkardık. Kar tanesi konusuna dönersek eğer ki bana kalsa hiç dönmem  ama dönmek zorundayım. "Kendime benzetirim o yere yığılan ve rüzgarın emri ile hareket eden kar tanelerini." Tabi vardı onlarında arasında kendi başına buyruk olan kar tanesi. Onlarda erirdi zaten olmazdı bir kar tanesi. Yere yığılmış ise milyonlarca kar tanesi. Ayaklar altında ezilen.



Çay içerken kahve çekti canım, az su çokça kahve. Yapımı bu kadar basitti ama acı oldu sanki. Acılarımın canı acır mı sanki. Bir kazaya tanık olmuştum. Eskiden, çok çok eskiden. Nereden geldi aklıma? Araba çarptı bir adama, adam yıldızlara. Kabul etmedi yıldızlar geri geldi karaya. …

Yıl Başını Getiren Hep Yıl Sonu

Herkese merhabalar, şu an da 2016 yılının son dakikalarını yaşıyoruz. Şunu temin edebilirim ki benim için sadece bir sayı değişecek. Yani 365 gündür aynı olan sayılardan bir tanesi değişecek. Ama bu değişim hiç bir şeyi engellemeyecek ve ölümler olmaya devam edecek hatta dünya aynı hızıyla dönüp güçlüler yine güçsüzleri ezecek. Kendimize bir gün edinmişiz eğlenmek için bu da bizim hakkımız doğrudur. Eğlenmekte kişiden kişiye değişir en doğrusu da budur. Ama bugünün anlamı benim için daha farklı olacak bundan sonra. Çünkü ben bugün belki geçmişte hayal bile edemeyeceğim bir şey yaptım. Kendi çalıştığım parayla, kendi emeğim ve alın terimle kendime çok da güzel bir gitar aldım :).


Benim için efsanevi bir duygu olan bu resimde ki şey benim oldu. Öğrenmeye kuzenimin klasik gitarı ile başladım ve şimdi bununla devam edeceğim o uçsuz bucaksız yolculuğa. Belki size saçma belki de abartı gelebilir ama  birisi yanımda bir gitar çaldığı zaman tüylerimin dikeldiğini, kalbimin tak tak attığını sö…

Düşün

Yol boyu düşündüm biraz.  Yol kısaydı uzun olsun diye düşündüm.  Günlerce, aylarca hatta yıllarca yürümeyi düşündüm. Kulağımda Edip Akbayram dan Aldırma şarkısı. Alabildiğine yürümeyi düşündüm, bıkmadan ve usanmadan.

Sonra yok olmayı düşündüm. Hiç olmamış doğmamış gibi. Dünyayı gormemis, yaşamamış gibi. İnsanları tanımamayı düşündüm. Pis oyunlarini gormemeyi.

En son düşünmemeyi düşündüm.  Dümdüz bir insan gibi yaşamayı.  Her sabah işe gidip akşam eve gelmeyi.  Üzüntu ya da neşeyi bir çöp kutusuna atmayı.

Ne de olsa düşünmeden verilen kararlar vardı. Ben düşünsem ne olacaktı hem. Bıraktım tüm düşünceleri ki eve gelmiştim artık ve kararımı vermiştim. Peki ne oldu biliyor musun? Kafamı yastığa koydugumda yine düşündüm. Birileri düşünmüyor diye patlayan bombalar geldi aklıma. Gözlerimi kapattım ve artık bende ölüydüm.  Yorulmuştum zaten...



Ertesi gun hayat devam etti. Sanki dün hiç olmamış gibi. Ölenler öldü, unutanlar unuttu, unutamayanlarda unutmuş gibi yaptı. Nede olsa hayat devam ed…