Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Toprak Kokusu

Yağmur sonrası bir koku yayılır etrafa "Toprak kokusu". Tazeler insanı hem ruhunu hem bedenini. Bugün yağmur yağdı mesela. Ben o kokuyu alamadım. Sıkışmış bedenim beton yığınlarına. Sadece biriken toz kokusu, egzoz kokusu ve sanayi kokusu. Anlayamadığım ise "Çimlere Basmayın" levhası.

Alafranga İlleti

Gündem belli manşetlerde, soykırım mı değil mi? Sokaklarda dolaşıyor, şeyh ve müritleri İçimize işlemiş, alafranga illeti Edebi metinlerde, bu şehrin hikâyesi Nasılda alıştırmış, para bütün milleti Nasılsa alışılmış, kaygılar hep ticari
Her şey mubah her şey serbest Hani muasır medeniyet
Gündem belli manşetlerde, soykırım iddiaları Sokaklarda dolaşıyor, şeyh ve yandaşları Millet uyuyor, gaflet uykusunda Bir film oynuyor, aptal kutusunda Millet uyuyor, hala uykuda Masal dönüyor, aptal kutusunda
Her şey mubah her şey serbest Bu dünya da Hani muasır medeniyet O da uykuda

Yazar:  Muhammet KARAKÜTÜK

Satır Arası | MİM "2"

Merhabalar efendim. Mimlendiğimi buradan sizlere duyuruyorum. Birde iki farklı kişi tarafından aynı gün. Ne kadar mutlu oldum tahmin bile edemezsiniz. Bu konuda beni mimleyen "IlgınDünyası" ve "Semih Keçecioğlu" na sonsuz teşekkürlerimi iletmeyi borç bilirim.  Biraz geç olsa da artık cevaplayayım insanları üzmeyeyim dedim. Bu konuda da sizden çok ama çok özür dilerim.Keyifli okumalar.

1. Nasıl blog yazmaya başladınız?

Zaman zaman yazan bir insanım. Yazmak istediğim zaman evde, işte, otobüste ve neredeyse her yerde yazmaya çalışırım. Yanlış anlaşılmasın zaman zaman :). Bu yazdıklarımı muhakkak birilerine okutuyorum. Ve okurlarım benden artık bıktıkları için blog açıp onları rahatlatıp sizi bıktırmaya karar verdim. Ve bu sayede kıdemsiz blog yazarı oldum. :)

2. Blogunda  daha önce yazmadığın bir tarzda yazmış olsan, bu ne olurdu?

Teknolojik gelişmeler, bilinmeyen bilimsel gerçekler ve sanat dallarında her konu üzerine yazmak isterdim. Ama pek başarılı olacağımı düşünme…

Aynı Sen?

Klasik düşünceler sapağındayım. Aklımda, hep aynı sen. Gökyüzüne uzanan yalnızlar durağındayım. Yıldızlar ise çok parlak, aynı sen.
Elimde eski bir gitar. Vururum tellerine ve bir güzel dinlerim. O ses varya beni benden alan. Aynı sen.
Otobüsler gelir gider. Kimisi ise durmadan gider. Kimiside durur ben binmem. Seni beklerim öylece. Çünkü karşımda gördüğüm aynı sen.
Şiirler yazarım durmadan, yorulmadan. Sonra yırtar atarım. Sahipsiz taşları toplarım yoldan. Sahiplenirim onlara, koyarım baş ucuma.
Neyse ben uyuyorum artık. Evet, biraz erken biliyorum. Kıvrılıyorum şöyle bir köşeye. Rüyamda gördüğüm ise aynı sen...


Müzik Önerisi | İkiye On Kala

Bazı şarkılar vardır sürekli dinler, dinler ve dinlersiniz. Dinlemekten hiç bıkmadığınız şarkılar. Dinlerken ise "aha ben" dediğiniz vakitler ise bol olur. Hadi açık sözlü olun biraz :). Bugün bir şarkı önereyim dedim sizlere. Kendimden bir parça dinlettireyim dedim. Kısacası herkes yapıyor neden ben de yapmıyorum dedim yani. :)

Şimdi uzun uzun anlatırdım size başımdan geçen her detayı ama bu detaylar sizi umarım çok sıkacaktır. Zaten ben de unuttum gibi bir şey biraz daha sabredersem başaracağım galiba. "O zaman sizi "Yazmaktan Yorulmadım ama Bir Satır da Haberin Olsaydı" şarkısı ile başbaşa bırakayım. Şarkı "İkiye On Kala" diye bir gruba aittir. Şarkı ismi biraz uzun olsa da hatta bütün şarkılarının isimleri uzun olsa da güzel müzik yapan arkadaşlar (Abiler).


Boşluk, Sadece Boşluk

Kafam almıyor artık hiç bir şeyi. Ya ben çok aptalım ya da insanlar çok bencil. Ufak tefek şeylerden kavga gürültü eksik olmayan ülkemde yine ufak tefek şeylerden benle konuşmayan insanların sayısı kafamdaki saç teli sayısını geçmiş bulunmak ta. Umursamıyorum artık umursayamıyorum. Öyle durumlarla karşı karşıya kalıyorum ki. Arkamı dönüyorum yavaş adımlarla ilerlerken umurumda değil diyorum. Takmıyorum artık öyle insanları düşünmüyorum. Çünkü kafam almıyor...

Niye üzerler ki insanlar birbirlerini diye soruyorum kendime ama bir cevap bulamıyorum. Ya da sadece sormakla bırakıyorum öylesine. Dedim ya umursamıyorum hiç bir şeyi. Boşvermişlik mi? Bilmiyorum ama takmıyorum insanları.
Çünkü artık yaşamayı öğrendim etrafımda tek bir insan olmadan. Kimseyle de öyle konuşmak istemiyorum uzun uzun. Günümün çoğunu ise ya müzik dinleyerek ya da müzik yaparak geçiriyorum. Kafamda sözler yazıyorum bazen ve yine kafamda beste yapıp onları söylüyorum içimden. Sonra unutuyorum her şeyi ve başka bir şe…

İnsani Düşünceler

Açgözlü  insanların zirve yaptığı bir dönemden yazıyorum bu satırları.  Biraz inat ediyor ve sabrediyorum ama kırılmıyor da değilim.  Suçlar ise tavan yapmış dünyanın her köşesinde.  Köşe kapmaca oynuyorlar desem, yaptıkları o kadar masum değil. En son düşüncelerimin arasında gelir yalnız olmak. İntihar ile sınanan bedenler arasında yerimi alırım. O zaman, ölümle noktalarım yalnızlığı. Ama vazgeçecek değilim ya en sevdiklerimden. Zaten en sonunda gerçekleşmeyecek mi bu gerçek? Belki o zaman elim kolum bağlı yükselirim.

Hatıramda ki Gizli Defter

Gerçekten seviyor muydum seni? Ciddi anlamda merak ediyorum. Mesela gözlerimi kapattığımda sen geliyordun ya karşıma. Korktuğumdan mı bilinmez açardım hemen gözlerimi.

Biri Bizi Yönetiyor mu?

Bize hiç sorulmadı senin adın ne olsun diye. Dünyaya gözlerimizi açtığımızda ismimiz hazırdı zaten. Kim bilir ne kadar çok düşünmüşlerdir demi? Belki bir anda bu olsun denilmiş ve senin ismin o olmuştur. Giydiğimiz kıyafetleri bile onlar seçmedi mi? Nasıl büyüyeceğimiz onların elindeydi sanki. Biz doğar doğmaz ipleri eline aldılar. Çişimizi bile ne zaman yapacağımıza onlar karar verdi. Neyse Büyüdük ettik okula gittik. Biliyor musunuz? Bana hiç sen hangi dersleri görmek istiyorsun

Vahşi Yaşam Belgeseli

Dünya sakin bir hayatını sürdürüyor her zamanki gibi. Göğe uzanan ağaçların arasından gelen kuş sesleri tamamlıyor sakinliği. Az ileride karnını doyurmak için aslan avını kovalıyor. Bir taraftan ciğerlerine temiz hava giriyor. Sistem çok güzel bir şekilde oturmuş.