Ana içeriğe atla

Toprak Kokusu

Yağmur sonrası bir koku yayılır etrafa "Toprak kokusu". Tazeler insanı hem ruhunu hem bedenini. Bugün yağmur yağdı mesela. Ben o kokuyu alamadım. Sıkışmış bedenim beton yığınlarına. Sadece biriken toz kokusu, egzoz kokusu ve sanayi kokusu. Anlayamadığım ise "Çimlere Basmayın" levhası.
Niye? Neden? Bizim köyde her yer ot, çiçek, böcek. Bizim köydekiler her gün basıyor çimlere. Neden burada basma? Hayır basınca bir şeyde olmuyor. Birde tabi yaşama çabası. Üç kuruşun derdine düşen insanlar. Eve ekmek almak için kilometrelerce yürüyen insanlar. Sokaklarda mendil satan çocuklar. 50 yaşlarında emekliliği bekleyen abiler. (Bizim halimiz daha acı 60-70 yaş.) Yani diyorlar ki. "Kardeşim sen çalıştın çabaladın. Yeter artık bu saatten sonra sen parayı ne yapacaksın artık öl senle işimiz kalmadı." Bir de bunların yanında senin bir ay boyunca kazandığın parayı sakız parası yapanlar var. Yapsınlar canım bir şey dediğimiz yok. Yapacaklar tabi o kadar aldıkları parayı nasıl değerlendirsinler adamlar. Rahmetli Yavuz Çetin Abi şöyle özetlemiş;

"Yine yaklaşıyor aybaşı günlerim
Yokladım ceplerim
Ben yine beş kuruşun derdine düştüm
Kiminin cebi şişkin"

Yine beton yığınları arasından yazıyorum bu yazıyı. Bencil insanlardan bıkmış, kokudan midesi bulanmış ve titrek ellerle. Hep gözüm ilişir mesela 3 yaşındaki çocuğun elindeki telefona. O telefonun onda ne işi var? Neyse kurcalamaya gerek yok. Malum zaman teknoloji ve teknolojiye ayak uydurma senaryoları. Alışkanlık ya da alışılmışlık işte. Halimize şükredelim ama. Sonuçta o çocuk hayatta ve elindeki telefonla oynayabiliyor. Ya diğerleri? Hayat mücadelesi veren çocuklar yok mu? Namludan çıkan kurşundan kaçan çocuklar? Yanıbaşlarında bomba patlayan çocuklar. Orada ise teknoloji böyle ilerliyor. Silah teknolojisi. Bayağı gelişmiş hemde. Silahı eline al, tetiğe bas. O kadar tek düğme ve insan hayatı yok etme görevi tamamlandı. Ya burada olsaydı bir düşün. Düşünebiliyor musun? Hiç tahmin etmiyorum düşünebileceğini. Çünkü var. Burnumuzun dibinde her yerde bombalar patlıyor. Darbeler oluyor. İnsanlar ölüyor. 20 yaşında ki gençler bitip tükeniyor. Anaların yürekleri parçalanıyor. Peki sen niye hissetmiyorsun, duymuyorsun? Her gün bildirim gelmesinden bıktım telefonuma. Her gün şehit haberi gelmesinden.

Demiştim ya hayat şartları diye. İşte bu hayat şartları bizi kör, sağır ve dilsiz yapıyor. Zafer bayramımız kutlu olsun. Saygılar sevgiler efendim.







Yorumlar

  1. Ağlanacak halimize güler olduk vesselam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplumsal bir psikolojik çöküntü içerisindeyiz. İnsanlık için hayırlısı diyelim yarını bekleyelim.

      Sil
  2. Yazıyı iki kez okudum.Olumsuz ifadeler de yazmak istemiyorum.Umut ediyorum bu yaşananlar sonucunda hepimiz dersimizi alalım.Sevgiyle kalın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umudumuzu her daim koruyalım. Umut yoksa bizde yokuz. Elbet bir gün bitecek bu işkenceler çileler. Zaman!

      Sil
  3. O çocuk o tabletle oynamalı çünkü düşünmeyen nesil gerek. Sorgulamayan. Evet ne kadar acı artık toprak kokusu kavramı kalmadı. Artık bir ağaç olmak gerek toprak kokusu almak için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen iyi bazen kötü sonuç verir. Dün ben işteyken yağmur yağdı. Bir an için o toprağın kokusunu özledim. Gerçekten hasret kalmışız onu anladım.

      Sil
  4. Merhaba ben Nur
    Aslında bu yazıyla ilgili konuşmak isterdim fakat doğru cümleleri secemeyebilirim. Fakat çok insan öldü çok çocuk evindn oyuncaklarından mahrum kaldı bir kısım çocuk şanslı diğer bir kısım şanssız oldu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Nur, aslında konuşulacak o kadar çok şey varki konuşulamayan. Hak veriyorum size de. Ne diyeceğimizi bilemiyoruz.

      Sil
  5. Uğur oğlum.Toprağa bile kokusunu unutturduk.Beton ısınıp, hava aldırmaz oldu.Ağaçlar yerlerinden edildi.
    Çocuklar kendileri için en riskli devri yaşıyorlar ve biz vatanımızda Zafer Bayramımızı kutlamak için çabalardayız.Allah sonumuzu hayırlı etsin.Sevgilerimle oğlum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğin gibi abla Allah sonumuzu hayır etsin. ..

      Sil
  6. Toprak kokusu insana huzur veren kokulardan. Hatta kendisine yazı yazdıracak kadar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben nereden nereye gelmişim haberim yok. Baksana her yere atlamışım neredeyse. Ee boşuna dememiş Aşık Veysel "Benim sadık yarim kara topraktır." diye.

      Sil
  7. İnsanlar kendi kabuklarına çekilmeye başladı artık, bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Ver çocuğun eline telefonu, bak keyfine oh ne ala. Yine de büyük konuşmaktan korkarım, bilincinde olduğumuz şeyleri uygulamayı nasip etsin Allah inşallah vakti zamanı gelince.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kötüsüde o zaten. Herkes suskun. Kendi kabuklarina çekilmiş dediğin gibi.

      Sil
  8. Betonlardan toprağın kokusunu içimize çekmeyi unuttuk Teknolojiden Beyinler sulandı. Bakıldığında hep ilerdeyiz Kime göre neye göre Maskeler bol bol yüzlerde Böylede ikiyüzlü bir toplum olarak yakında Sinemalarda oluruz diye düşünüyorum. En Mükemmel Biziz diye...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ödül alır sanırm...

      Sil
    2. Alır Alır Oscar ve En iyi senaryo dalında birinciliği alırız Ugur ....

      Sil
    3. Kırmızıya boyanmış halılarla...

      Sil
  9. Savaşı zenginler çıkartır, yoksullar ölür diye boşa demiyorlar. İsyan ve sitem dolu olsa dahi yazını okuduğum için mutluyum. Kalemine sağlık. Yurtsuz, yuvasız kalıyor küçücük çocuklar. İnsanlık kör. Ne büyük bir acı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Unutmamalıyız, unutturmamalıyız. En önemlisi de alışmamalıyız. Sıradan bir şey olmamalı ölümler...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aşk Farkettirmeden Yakar.

İnsani Düşünceler

Açgözlü  insanların zirve yaptığı bir dönemden yazıyorum bu satırları.  Biraz inat ediyor ve sabrediyorum ama kırılmıyor da değilim.  Suçlar ise tavan yapmış dünyanın her köşesinde.  Köşe kapmaca oynuyorlar desem, yaptıkları o kadar masum değil. En son düşüncelerimin arasında gelir yalnız olmak. İntihar ile sınanan bedenler arasında yerimi alırım. O zaman, ölümle noktalarım yalnızlığı. Ama vazgeçecek değilim ya en sevdiklerimden. Zaten en sonunda gerçekleşmeyecek mi bu gerçek? Belki o zaman elim kolum bağlı yükselirim.

Vahşi Yaşam Belgeseli

Dünya sakin bir hayatını sürdürüyor her zamanki gibi. Göğe uzanan ağaçların arasından gelen kuş sesleri tamamlıyor sakinliği. Az ileride karnını doyurmak için aslan avını kovalıyor. Bir taraftan ciğerlerine temiz hava giriyor. Sistem çok güzel bir şekilde oturmuş.

İnsan Nasıl Bir Varlık?

Aynı Sen?

Klasik düşünceler sapağındayım. Aklımda, hep aynı sen. Gökyüzüne uzanan yalnızlar durağındayım. Yıldızlar ise çok parlak, aynı sen.
Elimde eski bir gitar. Vururum tellerine ve bir güzel dinlerim. O ses varya beni benden alan. Aynı sen.
Otobüsler gelir gider. Kimisi ise durmadan gider. Kimiside durur ben binmem. Seni beklerim öylece. Çünkü karşımda gördüğüm aynı sen.
Şiirler yazarım durmadan, yorulmadan. Sonra yırtar atarım. Sahipsiz taşları toplarım yoldan. Sahiplenirim onlara, koyarım baş ucuma.
Neyse ben uyuyorum artık. Evet, biraz erken biliyorum. Kıvrılıyorum şöyle bir köşeye. Rüyamda gördüğüm ise aynı sen...