Falan filan cinayetlerde, kıdemli suçlular, Ama hala bizimkiler, birbirini suçlar. Yaşamak, böyledir işte, ufacık nesneler, Elektrik ve teknoloji, hayatlardan kesitler. Sancılar, sancılar... O müthiş sancılar, Ciğerlerden tırmanır, beyne vururlar. Korkudan; ey insan, insanlıktan çıkar, Yalnızlığın kapısını aralayan insana göz kırpar. Kaçarlar insanlar, gerçekle yüzleşirler, Cinayetlerde isimler, baş harflerle anılırlar. Biri var orada; açıkta, denizde... Gemilerde, sahilde güneşlenir dururlar. Biri var orada; açıkta, meydanda... Namludan çıkan ateşler, kalpleri parçalar. Biri var orada; önümde bir yerde, Sancılar içinde yerlerde yatar. Biri var, hep biri var, ya da birileri var, Yardım ve yataklıktan on yıl yatan var. Falan filan cinayetlerde, hep tartışmalar var...
Gündem belli, manşetlerde, soykırım mı, değil mi? Sokaklarda dolaşıyor, şeyh ve müritleri. İçimize işlemiş, alafranga illetleri , Edebi metinlerde, bu şehrin hikayesi. Nasılsa alıştırmışlar, para bütün milleti, Nasılsa alışılmış, kaygılar hep ticari. Her şey mubah, her şey serbest, Hani muasır medeniyet? Gündem belli, manşetlerde, soykırım iddiaları, Sokaklarda dolaşıyor, şeyh ve yandaşları. Millet uyuyor, gaflet uykusunda , Bir film oynuyor, aptal kutusunda . Millet uyuyor, hala uykuda, Masal dönüyor, aptal kutusunda. Her şey mubah, her şey serbest, Bu dünyada, Hani muasır medeniyet? O da uykuda... Muhammet KARAKÜTÜK