Ana içeriğe atla

3. BÖLÜM – YARATILIŞ, KOZMOS VE KAOS


Şimdi biraz daha derine iniyoruz.

Çünkü artık tanrıları değil,

varlığın kendisini konuşacağız.


**Sevgili dostlarım…**


Mezopotamya insanı için evren,

düzenle başlamadı.

Aksine,

evren bir taşkınla başladı.


Sınırsız.

Şekilsiz.

Sessiz ama tehditkâr.



Bu kaosun bir adı vardı:

Tiamat.


Tiamat bir canavar değildir.

Bir tanrıça bile değildir.

Tiamat,

başlangıcın kendisidir.


İlkel sudur.

Her şeyin iç içe geçtiği o ilk hâl.


**Burada kısa bir durak verelim sevgili dostlarım.**

Çünkü çok önemli bir noktadayız.


Kaos,

kötü olduğu için değil,

kontrolsüz olduğu için korkutucudur.


Tanrılar doğdu.

Çoğaldı.

Ses çıkardı.


Ve kaosu rahatsız ettiler.


Kaos karşılık verdi.

Çünkü kaos,

rahatsız edilince yok olmaz.

Saldırır.


Tiamat öfkelendi.


Ve işte burada,

tanrılar ilk kez korktu.


Kendi yarattıklarından.


**Bu an çok kritiktir sevgili dostlarım.**

**Çünkü güç ilk kez geri adım atar.**


Çözüm savaştı.


Marduk sahneye çıktı.

Gençti.

Hırslıydı.

Ve en önemlisi…


Düzen vaat ediyordu.

Tanrılar ona yetki verdi.

Ama bir şartla:

Eğer kazanırsa,

en üstün tanrı olacaktı.


Marduk Tiamat’la savaştı.

Bu sıradan bir savaş değildi.

Bu,

kaosla düzenin çarpışmasıydı.

Marduk kazandı.


Ve Tiamat’ın bedenini ikiye böldü.


Bir yarısından gökyüzünü yaptı.

Diğer yarısından yeryüzünü.


Sınırlar çizildi.

Kurallar kondu.


**Ve Mezopotamya burada çok sert bir şey söyler:**


Düzen,

bir uzlaşma değildir.

Bir zaferdir.


Ama bu zaferin bir bedeli vardır.


Kaos yok olmaz.

Sadece bastırılır.


**Şimdi gelin bunu birlikte düşünelim sevgili dostlarım.**


Kaos bastırıldığında ne olur?


Bir süre sessizlik olur.

Sonra…

geri döner.


Ve insan…


İnsan bu düzenin ortasında yaratıldı.


Ama sevgiyle değil.

Merakla değil.


İnsan,

tanrıların yükünü taşısın diye yaratıldı.


Çalışsın diye.

Tapınsın diye.

Düzeni sürdürsün diye.


İnsan kutsal değildir.

İnsan işlevseldir.


**Bu cümle sert gelebilir sevgili dostlarım.**

**Ama Mezopotamya romantik değildir.**


İnsan,

tanrıların sessizliğini satın alır.

Emekle.

İtaatle.


Ve işte tam burada,

insanın kaderi yazılır.


İnsan düzen ister.

Ama kaosu da içinde taşır.


Ne kadar tapınırsa tapsın,

ne kadar kural koyarsa koysun…


Kaos pusuda bekler.


Ve Mezopotamya mitleri bize şunu fısıldar:


Eğer düzenini korumazsan,

kaos seni hatırlar.


Ve geri gelir.


**Her zaman.**


Yorumlar