Ana içeriğe atla

2. BÖLÜM – TANRILAR VE FİGÜRLER



Şimdi biraz duralım.


Çünkü Mezopotamya’da tanrıları anlamadan,

insanı anlamak mümkün değildir.


**Sevgili dostlarım…**


Mezopotamya tanrıları,

gökyüzünde sessizce duran soyut varlıklar değildi.

Onlar gündelik hayatın içindeydi.


Rüzgâr estiğinde,

bir tanrı geçiyordu.

Nehir taştığında,

bir tanrı konuşuyordu.

En tepede Anu vardı.

Gökyüzünün tanrısı.


Ama Anu,

her şeye karışan bir figür değildi.

O daha çok,

otoritenin kendisiydi.


**Uzak ama mutlak.**


Krallar onun adını anarak hüküm sürdü.

Çünkü iktidarın kaynağı insan değildi.

Gökyüzüydü.


**Şimdi gelin bunu birlikte düşünelim sevgili dostlarım.**


Bugün de güç,

kendini yukarıda konumlandırmıyor mu?


Sonra Enlil gelir.


Rüzgârın,

fırtınanın,

kararın tanrısı.


Enlil düzeni temsil eder.

Ama bu düzen,

merhametli bir düzen değildir.


İnsan çoğaldığında,

çok ses çıkardığında,

düzeni zorladığında…


Enlil rahatsız olur.



Ve Mezopotamya mitlerinde şunu açıkça görürüz:


Tanrılar insanı sevmez.

Tanrılar insanı kullanır.


**Bu cümle rahatsız edici gelebilir sevgili dostlarım.**

**Ama Mezopotamya dürüsttür.**


İnsan tanrılar için vardır.

Tanrılar insan için değil.


Ama her sistemin bir istisnası vardır.


Enki


Bilgeliğin tanrısı.

Suyun tanrısı.

Sessiz aklın temsilcisi.


Enki,

tanrıların kararlarına doğrudan karşı çıkmaz.

Ama insanı da gözden çıkarmaz.


O fısıldar.

Dolaylı konuşur.

Çünkü açıkça karşı gelmek,

tanrılar için bile tehlikelidir.



**Burada kısa bir durak verelim sevgili dostlarım.**


Çünkü şimdi çok önemli bir şeyi fark ediyoruz:


Mezopotamya’da akıl,

itaat etmez.

Akıl,

hayatta kalır.


Ve sonra İnanna…


Belki de bu mitolojinin

en rahatsız edici figürü.


Aşkın tanrıçası.

Savaşın tanrıçası.

Doğurganlığın ve yıkımın tanrıçası.


İnanna çelişkidir.

Ama hayat da öyledir.



**İnanna düzeni sevmez.**

**İnanna dönüşümü sever.**


Yeraltına iner.

Ölür.

Geri döner.


Bu bir masal değildir.

Bu bir mesajdır.


Değişim,

ölümden geçer.


**Şimdi bunu söylerken hepimizin biraz durması gerekiyor sevgili dostlarım.**


Çünkü Mezopotamya tanrıları bize şunu öğretir:


Evren adil değildir.

Güç merhametli olmak zorunda değildir.

Ve insan,

her zaman sınırını bilmelidir.


Bu yüzden bu anlatılar masal değildir.

Bunlar uyarıdır.


Ve Mezopotamya tanrıları,

hiçbir zaman fısıldayarak konuşmaz.


İnsan sınırı aştığında,

ses yükselir.

Yorumlar