Başlamak lazımdı bir yerlerden; Sönmeyi bekleyen ışıklar gibi olmadan. Yaşamaya mecbur olmaktı, tüm yaptığım, Serseri ruhumla birlikte; sonsuza dek. Yürümek lazımdı bu yolu yorulmadan; Çıktığımız yokuşlara ise aldırmadan. Bazen yetişmek için hep koşardım, Akılsız beynim nedense kendime denk. Durmak bilmeyen zamanın içinde, Geçmişe dönüp bir an olsun bakmadan. Sahte yüzlerin arasında yol bulurken, Sorguluyorum: Nereye doğru gidiyorum? Belki bu yol, hiç bitmeyecek bir rüya, Belki de gerçekle rüyanın savaşı. Her adımda biraz daha eksilirken umut, Yine de devam ediyorum, vazgeçmeden. Sonunda ne var bilmiyorum, Ama bu bilinmezlik bile çekiyor beni. Belki de amaç, sadece yolculuğun kendisi, Ve öğrenmek: Hayat, bir varoluş hikâyesi.
Yanlış giden bir durum, Sonu olmayan tek insan. Yaşamdan bahseden büyükler, Ve kayıp giden bir nesil. Onlar anlamaz, boş; Kendisi gibi sarhoş. İki şehir, iki insan, Sarar yalnızlık sancısı. Her yerde, her şehirde, Yanlışlarla ve gerçeklerle, Sonu olmayan cümlelerde, Bitsin dediğimiz hayallerle, Sarar yalnızlık sancısı.