Pages

12 Haziran 2017 Pazartesi

Sınırları Kaldırmak Bu Kadar Zor Olmamalıydı

Kötülerin dünyasında iyi insan olmaya çalışıyoruz. Çok saçma gelse de bu eylem bana, böyle olması gerektiğine inanıyorum. Bazen bir şişe birada buluyorum kendimi en zor günlerim de, bazen de bir sahil de ıslatıyorum kendimi deli bir dalga ile. Her sabah uyandığım kendi odam olsa da hayat beni sürüyor en bilinmedik yerlere...

Ah ne demiştim ki ben, kurmuş olduğum en saçma cümleydi zaten. Kötü insanların arasında kalan iyi insan olur mu gerçekten? Bir bilene sorsak anlatır mı?  Gerçekleri gerçek olmadan yaşayan insanlar gibi yapsaydım eğer ben de kötü bir insan olurmuydumki. Kapatmaksa gözleri, o kadar işlemiş ki göz kapaklarıma, yağmur sesinde bile çocuk aglarken, tıkasam kulaklarımı görür mu en gerçekliği ile kan revan olmuş sokakları.

Bir de iyi insanlar var. Hayatları boyunca iyi olmuş insanlar. Peki ben neyim. Kötü müyüm, iyi miyim?  Neyim lan ben...

(Öylesine yazılmış bir şey. )

11 Nisan 2017 Salı

Yalnız Kaldım

Sessiz kaldı cümleler,
Kalemim yitik kaldı.
Onsuz kaldı herşey,
Gecem ve gündüzüm sensiz kaldı.

Taktım en çirkinden maskemi.
Sözsüz oldu herkes.
Sevdim benden küçük olan her şeyi.
Yalnız kaldım.

Hasret kaldım bazen.
Kendime ve sana.
Bile bile sevdim seni.
Seve seve yalnız kaldım...



11 Şubat 2017 Cumartesi

Yitiremediklerim

"İnsan" diye başlamak istemem hiç bir şeye ama sanki buna mecbur hissediyorum kendimi ya da ne bileyim ben öyle sanıyorum. O yüzden bende "insan" gibi başlayamıyorum hiç bir şeye. Okuyorum ama okumaktan ileri gidemiyorum. Sevmek gibi işte benim hayatım bu. Sevdiğim her insan üzer mı beni? Öyleymiş.  Bak bunu dururken anladım. Bir müzik dinlerken, film izlerken, kitap okurken ya da yolda ıssız bir yolda gecenin zifiri karanlığında anladım. Üzüldüm ama ağlamadım gözümden düşen iki damla yaşı saymazsak.
 Gerçek anlamda hiç miydi yoksa her şey saçma sapan bir rüya mıydı?

Sustum uzun süre yada sen öyle sandın. Çok şey yazdım yazdıklarımın çoğunu karaladim. Hep karşılık bekleyenlere ile doldu her yanım bir de gerçekten merak edenlerle. Hayaller kurdum çoğu zaman. Bazen birini öldürdüm ve hatta arada zengin oldum. Bazen ben öldüm, gökyüzünde kendimi gördüm. Denize açıldım çoğu zaman kağıttan bir gemiyle. Ve biliyor musun kağıt odamda ise hep onu hayal ettim. Beni üzeni ben hep hayal ettim. Sonra yine ağlamadım. En çokta unutmayı hayal ettim.

Basliksiz yazılarım ile doldu taştı burası. Korktum ve utandım. Birazda mahcubum belki sana. Anlatamayacağım şeylerde var. Yitiremediklerim gibi. Saçma gelir zaten her cümle hem sana hem bana. O yüzdendir ki ben yitiremediklerimden hep yitik kaldım..

7 Ocak 2017 Cumartesi

Bir Cumartesi Günü




Dağınık insanlardık biraz. Öyle olması gerekiyordu yada işimize geliyordu. Şehrimizde dağınıktı zaten. Birde yağan o kar taneleri. Sıcak bir çay ya da her neyse işte o içtiğim şey ile camın sularını silip izlemekti. Sıcak odamda oturup manzaranın tadını çıkarmaktı yada biz öyle sanırdık. Aslında keyfini çıkardığım hayallerdi. Onunda bazen suyunu çıkardık. Kar tanesi konusuna dönersek eğer ki bana kalsa hiç dönmem  ama dönmek zorundayım. "Kendime benzetirim o yere yığılan ve rüzgarın emri ile hareket eden kar tanelerini." Tabi vardı onlarında arasında kendi başına buyruk olan kar tanesi. Onlarda erirdi zaten olmazdı bir kar tanesi. Yere yığılmış ise milyonlarca kar tanesi. Ayaklar altında ezilen.



Çay içerken kahve çekti canım, az su çokça kahve. Yapımı bu kadar basitti ama acı oldu sanki. Acılarımın canı acır mı sanki. Bir kazaya tanık olmuştum. Eskiden, çok çok eskiden. Nereden geldi aklıma? Araba çarptı bir adama, adam yıldızlara. Kabul etmedi yıldızlar geri geldi karaya.  Sonrasını bilmiyorum. Eskiden demiştim ya nereden geldi aklıma? Bak onu hiç bilmiyorum.



Ben zaten neyi biliyorum. Mesela kendimi, kendim olmayı biliyor muyum? Neyse kahvem soğuyor, sonrası çay. Müsadenizle...



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...