Pages

18 Aralık 2016 Pazar

Bulutların Üstündeki Karanlık - 2. Bölüm - Hoşgeldin Ölüm

Ali tekrardan cesedin gözlerine baktiktantan sonra ayağa kalktı. Kaptan'ın şaşkın gözlerine aldırmadan "seni arayacağım" deyip arabası ile oradan uzaklaştı. Sabah yarım kalan yagmur tüm seddeti ile yağmaya başladı ki o anda yolun kenarında  içinde kara pelerinli onu gördü. Anı bir fren yaparak silahını eline aldı ve koşmaya başladı.  Gördüğü şeyin yerine geldiğinde ağaçtan başka bir şey görmedi. O anda nereden geldiği belli olmayan bir taş arabasının arka camına çarpıp cami tuzla buza çevirdi. Gozleri büyümüş bir vaziyette etrafına bakındıktan sonra arabasına doğru temkinli bir şekilde yürüdü. Arabanın etrafında tonlarca küfür ettikten sonra direksiyona geçip hızla evine doğru gitti.

Arabayı gelişi güzel park edip koşarak evin kapısını açtı ve pencerenin hemen önünde duran saksının altından bir kağıt çıkartıp telefonu açtı ve kagittaki numarayı telefona yazıp arama tuşuna bastı.

-Kimsin?
-Ali ben. O geri geldi kendi gözlerim ile gördüm.
-Sen iyisin demi bir şey yapmadı.
-Oynuyor benimle. Uzaktan bana dokunuyor ama karşıma çıkmıyor.
-Bu tarafa geçen bir kaç donuk göz olduğunu duydum dün. Pek umursamadım çünkü arada bir yemek ihtiyaçlarını karşılamaya geçiyorlar. Biliyorsun anlasmamız da var bu.
-Evet haklısın ama sanırım bir kaçı savaş çıkartmak istiyor. Dün gece birini öldürdüler ve babamın gözünde gördüğüm şey bu adamın gözünde de vardı.
-Buraya gelmen gerekiyor Ali.  Yanına bir kişi al ve buraya gel. Güvenli bir yol için ben buradan elimden geleni yapacağım.
-Burada halletmem gereken bir kaç önemli işim var. Yarın sabah orda olurum.


Telefonu kapattırken pencereden arabasına doğru baktı. Yağmur dinmiş gibiydi ve arabanın arka camı paramparça olmuştu.  Mutfağa doğru yavaş yavaş ilerledi cekmecelerin birini açıp çöp poşeti çıkardı. Pek fazla vakti olmadığı için arabasina cam taktiramazdı.  Aşağı inip arabasına yürüdü. Önce arka koltugu dışarı atıp oraları kuruladı. Ardından çöp poşetini açıp arka cama bant yardımıyla yapıştırdı. Evine doğru giderken kaptanı aradı.

-Alo Kaptan
-Efendim abi
-Bir saat sonra seni almaya geliyorum hazırlan. Uzun bir yolculuğa cikacağız, tabi gelmek istersen.
-Sana yemin etmiştim ne olursa olsun yanındayım diye. Bir saat sonra görüşmek üzere.

Kaptana gelecek olan kurşunun önüne geçmişti Ali. Aylarca hastanede yatmasına rağmen su an eskisinden daha dinç ve sağlıklıydı. O olaydan sonra Kaptan Ali'ye bağımlılık yemini edip hiç yalnız bırakmadı. Ali istemiyordu aslında ama şu an en çok güvendiği tek arkadaşı ve dostu oydu. Ekip arkadaşları tarafından pek sevilmezdi zaten. Kaptan'ın Ali'nin yanında dolaşmasından rahatsız olanlar onuda aralarından çıkardılar.  En sonunda ise kaderleri birbirine bağlandı ve tek bir şey için bu acımasız savaşı durdurmak için bir yola baş koydular. Kaptan'ın hiç bir şeyden haberi yoktu daha. Ali'nin sakladığı sırlardan en önemlisi donuk gözlerden haberi yoktu. Ne ile karşı karşıya geleceğini bile bilemeyen Kaptan, sırf hayatını kurtardı diye yemin etti ve zamanı saymaya başladı. Ali yolda anlatmaya karar verdi her seyi. Ne ile karşı karşıya geleceğini bilmesi gerekiyordu ya da hazırlanması.

Ali evden bir kaç eşyasını toplayıp arabasıyla Kaptan'ın evine bir an önce varmak istercesine gaza baktıkça basıyordu. Tren raylarını görünce frenledi ister istemez. Sağına soluna baktı trenin gelmediğini görünce frenden çekti ayağını. O sırada bir yıldırım düştü uzağa ve rayların diğer tarafında kara pelerinli adamı yine gördü. Frenden çektiği ayağını sert bir şekilde gaz pedalına vurdu. Kara pelerinli adam yerinden ayrılmıyor donuk gözleri ile Ali'nin gozlerine bakıyordu.  Ön lastik raydan kurtulurken araba bir anda olduğu yere çakıldı ve motor durdu. Etrafına bakan Ali tekrar karşıya baktı fakat kara pelerinli adamdan eser yoktu. Arabayı bir kaç kez çalıştırmayı denerken uzaktan gelen trenin sesini duydu. Bir kez daha çalıştırmayı denedi ama olmadı. Trenin ışıkları Ali'ye doğru yaklaşırken kapı koluna asıldı ama kapı sıkışmış. Bir taraftan küfürleri ardı ardına saydiriyor diğer taraftan kapıyı açmaya çalışıyordu. Trenin geldiği yöne baktığında artık ışıklar gozlerini alıyordu.
-Hoşgeldin be ölüm.

...

Uzun zamandır yazamıyorum. Kelimeleri bir araya getirip anlamlı bir cümle kurmak zor oluyor. Hem kendi yoğunluğum ve yaşantım beni yazmaktan alıkoydu. Bundan sonra düzenli olarak yazabilir miyim? Bir fikrim yok ama burayı da bırakmadım. Teşekkür ederim herkese. 

5 yorum:

  1. Kelimeleri de bir araya gayet güzel getirmiş, manayı da oturtmuşsun Uğur. Üstelik zor bir hikayenin gizemli havasını vermişsin. Zaten korkağım, tüylerim dikenlendi. Bitmedi değil mi? Yoksa Ali donuk gözün kurbanı mı oluyor? Sanırım devamı vardır. Kalemine sağlık. Zaten yazdıkça daha güzel yazmaya başlıyor insan. Sevgilerimle Uğur oğlum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkur ederim abla. Devamı var tabi. Ama ilerleyen zamanlarda ne olacağı hakkında bir fikrim yok. Bende merak icerisindeyim. :)

      Sil
  2. Merhaba :) Blogunuzu yeni keşfettim ve hemen katıldım. Sizide bloguma beklerim www.nurundelidolublogu.tk

    YanıtlaSil
  3. Yanıtlar
    1. Şansımı denemek istedim. :) Teşekkür ederim.

      Sil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...