Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yıl Başını Getiren Hep Yıl Sonu

Herkese merhabalar, şu an da 2016 yılının son dakikalarını yaşıyoruz. Şunu temin edebilirim ki benim için sadece bir sayı değişecek. Yani 365 gündür aynı olan sayılardan bir tanesi değişecek. Ama bu değişim hiç bir şeyi engellemeyecek ve ölümler olmaya devam edecek hatta dünya aynı hızıyla dönüp güçlüler yine güçsüzleri ezecek. Kendimize bir gün edinmişiz eğlenmek için bu da bizim hakkımız doğrudur. Eğlenmekte kişiden kişiye değişir en doğrusu da budur. Ama bugünün anlamı benim için daha farklı olacak bundan sonra. Çünkü ben bugün belki geçmişte hayal bile edemeyeceğim bir şey yaptım. Kendi çalıştığım parayla, kendi emeğim ve alın terimle kendime çok da güzel bir gitar aldım :).


Benim için efsanevi bir duygu olan bu resimde ki şey benim oldu. Öğrenmeye kuzenimin klasik gitarı ile başladım ve şimdi bununla devam edeceğim o uçsuz bucaksız yolculuğa. Belki size saçma belki de abartı gelebilir ama  birisi yanımda bir gitar çaldığı zaman tüylerimin dikeldiğini, kalbimin tak tak attığını sö…

Düşün

Yol boyu düşündüm biraz.  Yol kısaydı uzun olsun diye düşündüm.  Günlerce, aylarca hatta yıllarca yürümeyi düşündüm. Kulağımda Edip Akbayram dan Aldırma şarkısı. Alabildiğine yürümeyi düşündüm, bıkmadan ve usanmadan.

Sonra yok olmayı düşündüm. Hiç olmamış doğmamış gibi. Dünyayı gormemis, yaşamamış gibi. İnsanları tanımamayı düşündüm. Pis oyunlarini gormemeyi.

En son düşünmemeyi düşündüm.  Dümdüz bir insan gibi yaşamayı.  Her sabah işe gidip akşam eve gelmeyi.  Üzüntu ya da neşeyi bir çöp kutusuna atmayı.

Ne de olsa düşünmeden verilen kararlar vardı. Ben düşünsem ne olacaktı hem. Bıraktım tüm düşünceleri ki eve gelmiştim artık ve kararımı vermiştim. Peki ne oldu biliyor musun? Kafamı yastığa koydugumda yine düşündüm. Birileri düşünmüyor diye patlayan bombalar geldi aklıma. Gözlerimi kapattım ve artık bende ölüydüm.  Yorulmuştum zaten...



Ertesi gun hayat devam etti. Sanki dün hiç olmamış gibi. Ölenler öldü, unutanlar unuttu, unutamayanlarda unutmuş gibi yaptı. Nede olsa hayat devam ed…

Kaygan Zamanlar

Pencereden bakıyorum gökyüzünün kızıllığına. Az sonra siyaha bürünecek ve ben siyaha karışacağım. Yorgun adımlarım ile tempolu bir hikayeye eşlik edeceğim. Korkularım ile yüzleşip kaygan zamanlarda yürüyeceğim.
Oysa siyahın yerini aldığında mavi. Karanlıktan bakan ben ve yaşanmamış bir hikaye. Kurulan ve kırılan her nesne düşmandır kimilerine. Bazen siyaha bazen maviye...

Bulutların Üstündeki Karanlık - 2. Bölüm - Hoşgeldin Ölüm

Ali tekrardan cesedin gözlerine baktiktantan sonra ayağa kalktı. Kaptan'ın şaşkın gözlerine aldırmadan "seni arayacağım" deyip arabası ile oradan uzaklaştı. Sabah yarım kalan yagmur tüm seddeti ile yağmaya başladı ki o anda yolun kenarında  içinde kara pelerinli onu gördü. Anı bir fren yaparak silahını eline aldı ve koşmaya başladı.  Gördüğü şeyin yerine geldiğinde ağaçtan başka bir şey görmedi. O anda nereden geldiği belli olmayan bir taş arabasının arka camına çarpıp cami tuzla buza çevirdi. Gozleri büyümüş bir vaziyette etrafına bakındıktan sonra arabasına doğru temkinli bir şekilde yürüdü. Arabanın etrafında tonlarca küfür ettikten sonra direksiyona geçip hızla evine doğru gitti.

Arabayı gelişi güzel park edip koşarak evin kapısını açtı ve pencerenin hemen önünde duran saksının altından bir kağıt çıkartıp telefonu açtı ve kagittaki numarayı telefona yazıp arama tuşuna bastı.

-Kimsin?
-Ali ben. O geri geldi kendi gözlerim ile gördüm.
-Sen iyisin demi bir şey yapmadı.

Kırmızı Göz

Sigarayı bıraktım, uzanabileceğim en yakın köşeye.  Kafamı yastığa koydum, daldim hayaller denizinin en derinlerine. Dilediğim ya da korktuğum her şey ama her şey. Karşımda bana bakıyor bana dokunuyordu
Sonra bir sigara yaktım ateşi ile yaktım onları.  Dumanında boğdum yok ettim öldürdüm.  Sonra kafamı tekrar yastığa koydum.  Yeniler gelmişti uzak diyarlardan onlarıda kovdum. 
Bir rüya gördüm en sonunda en çok görmek istediğimi.  Sonra tekrar bir sigara yaktım.   Günün doğuşuyla ben sigarayı bitirdim. Hayaller denizi yok olmuş gerçek cehennem de yüzmeye başladım. 
Ertesi gün yine aynıydı hiç bir fark yoktu.  Bir ertesi gün daha ve ben gözleri kızarmış bir üniversite öğrencisi.  Hayaller yok olmaya başlamışti zaten ufak ufak.   Şimdi gün ışığı uyandırır bazen ya da ay ışığı.

Acılar Hep Acı Olarak Kalır, Unutulmayacak Olanların Unutulamayacağı Gibi

Yazıya başlamadan önce size şunu temin edebilirim ki hayat hep insanın kendi içsel düşmanıdır. Düşünün önünüze serilen ilk engelde kimi sucladik.

Hayat diyoruz ya hani peki hayat ne demek? Bir nesne, varlık, canlı, cansız. Nedir bu? Neden bazen "böyle hayatın içine ..." gibi laflar ederiz. Kimsin lan sen? Birde yaşamak var. Yaşayabilmek. Neyse ben yapmayacağım daha fazla bu eziyeti kendime. Size bir tavsiye; kimseyi üzmeyin.




Bir şarkı dolanır dilime sabahtan akşama denk gelen saatlerde.  Uyku halim olsada gökyüzüne ulaşırım söylediğimde.   Hayattan tamamen kopmuşcasina.   Unuturum geçen günleri karanlığın ortasında.  Bir şarkı söylerim kendime kendimden bıkarcasına



Görmeden tanıdım bazı abileri. Öldü dediler inanmadım ki. Sonra boşluk oldu içimde bir yerlerde. Bir eksiklik vardı sanki.  Resimdeki gözyaşları gibi aktı gozlerimden yaşlar.  Bir resim tablosu gösterdi bize. Sanki geleceği gördü. Tepede ki beyaz sarayın hainligini gördü. Ruhun şad olsun barış abi. Uzun zaman oldu ama h…

Korkularımla Yüzleştim, Kaçmadan

Korkuyordum gerçeklerden, evet kaçıyordum. Ama bir taraftan da gerçeğin ortasındaydım.  Nereye gidebilirdim ki diye sordum kendime Korkarak da olsa gerçek ile yüzleştim.
Ağlamak çare değil ki sen oturuyorsun öyle. Kalk "lan" hadi güneş ol aydınlık getir tüm şehre. Hayır yetmez diyorum dünya ağlıyor bak. Öyleyse bir el uzat ve bir el iste.
Korkularımı aslında hep şiirlerimde sakladım. Şiir defterimi sonra ikiye bölüp sobaya attım. Korkularımdan arındığımı sandım ama yanıldım Hayatın enseme attığı şamarıyla uyandım.
Asıl olan sevgiydi sadece sevmekti Kaybedilen her şeye insan dünyaya sarılmaktı Dertlerin içinde korkularla yüzleşmekti. Kaçışları erteleyip geleceği aydınlatmaktı.

Bisikletime Ne Oldu?

İki tekerlek bir tutkudur, özgürlüktür, uçmaktır yer yüzünde. Hiç bir şey yerini tutamaz bu deneyimin. İster motorlu ister motorsuz hiç bıkmaz insan. Ben de bir iki tekerlek tutkunuyum. Bisikleti daha çok severim diğerine göre çünkü daha masumdur. Ya da ben öyle zannederdim.

Bu Kan Var Oldukça Hep Akacak

Sinirlerim alt üst oldu son zamanlar. Akıllıyım diye geçinen şaklabanlar. Nedense hep onlar kandırılırlar. Oysa bile bile yapılan haksızlıklar.

Bulutların Üstündeki Karanlık - 1. Bölüm - Sabaha Karşı Israrla Çalan Telefon

Bulutların Üstündeki Karanlık - Ön söz - Başlangıç


Ali çocukluğunu yaşadığı evin bahçesinde oturmuş huzuru içinde hissediyor. Çamların altındaki küçük bir çardakta çayını içip kuşların birbiri ile tartışmalarını  dinliyor. Havayı içine çekiyor sonra bir yudum çay. Ali huzurun içinde mutluluğuna mutluluk katarken hava kararıyor aniden. Gök gürültüsü ile yerinden fırlıyor. O sırada kulağına bir melodi takılıyor. Telefon diye geçiriyor içinden ve şiddetli bir gürültü ile gözlerini gerçek dünyaya çeviriyor.

Zifiri Bir Gecede

Zifiri gecemin yıldızları aydınlatıyor gecemi. Bir çınar ağacının altına eski bir kilim. Sis var inat eder gibi o gece. Muhabbet değiştiriyor haylaz.

Kısmen Doğru Cümleler

Zamanında çok gülerdik. Şimdi, ölüler bile ağlıyor. Kısmen doğru cümlelerde; Kara haber tez yayılıyor.

Mahkum Olduk Yanmaya

Olağan üstü hallerden sonra ne yapacağımızı bilemedik. Yağmurlu bir akşamda üşürsün orada kal.

Bulutların Üstündeki Karanlık - Ön söz - Başlangıç

Gece yürüyüşlerini oldukça seven bir adam. Bir gece her gece olduğu gibi sokakların karanlığa büründüğü bir saatte evin kapısından dışarı adımını attı. Havayı derin derin içine çekti gökyüzüne bakarak. Bahçe kapısından dışarı çıkıp karanlığa gömüldü. Rüzgarın hafiften saçlarını okşamasını hissediyor. Ağaçların bir oraya bir buraya doğru sallanırken dallarında kalan son yaprakları da uçurmasını izliyor. Rüzgarın gücünü hissediyor içinde. Havada yağacak gibi kara bulutlar başının üstünde o adamı izliyor.

Bir yıldırım sesi ile irkilen adam pişman oluyor evden çıktığına. Önce bir duruyor ve gideceği yöne bakıyor. Ani bir dönüş yapıyor ve öylece yerinde kalakalıyor gördüğü karşısında. Bir çift göz. Sadece göz. Soğuk mavi ve parlak bir göz. Acı duyuyor önce.  Sonra acının geldiği yere bakıyor ve gördüğü şey vücuduna saplanmış değişik oymalı bir bıçak. Ölümün geleceğini biliyordu fakat bu kadar erken olabileceğini tahmin etmiyordu adam. Hayatı burada artık son bulmuştu. Hiç bir şey fayda değ…

Hayata Alışma Süreci

Bunaltıcı yaz akşamlarından buz kesen kış akşamlarına geçiş var içimde. Baharlarım yıllar önce yok oldu zaten. Malum küresel ısınma mevzuları!

Lagara Lugara

Merhabalar değerli dostlarım. Bu gece birazda olsa kasvetin ağırlığından kurtuldum. Sinirlerim yıpranmış, sağa sola sövmek istesem de içimde bilinmeyen bir mutluluk var. Bu duygularla yazıyorum bu yazıyı.

Paydos ederken bugün olanları başa sardım bir daha düşündüm. Öfkeyle baş edemeyen hemen parlayan insanlar vardı. Arkadan dedikodu yapıp kuyu kazanlar vardı. İşe girdiğim ilk günden beri benim yanımda olan beni kollayan, kaçıp gitmememe vesile olan abilerimde vardı. Herkesten uzak durmaya çalışsam da bana sürekli samimi davranıp aslında nefretini gözünden okuduğum insan hep vardı. Umurumda mı? Değil tabi ki niye öyle insanların kafamı ağrıtmasına izin vereyim. Bu aptallıktan başka bir şey değil. Neyse ben sizi daha fazla bu iş muhabbeti ile boğmak istemiyorum. Bir müzik açalım dinlerken devam edelim.





Bir yazı yayınlarken aklımda milyonlarca sorular oluyor. Acaba beğenilir mi? Yayınlamasam mı? Çok mu kötü oldu acaba? İlk başlarda böyle bir kaygılarım yoktu. Zaten ilk başta okuyucum da …

Akacak Zehir Saklı Kalmaz

Bir hiçliğin ortasında koca bir sefalet. Sek içtim anıları, ziyan ettim.

Kararmış Gece

Bak şimdi, bak bana Kentler arası yolculuklardayım ben. Kaç durak geçtim kendimden. Erimiş buzu dünyanın, Hepsi elimde avucumda.

En Sevdiğim 15 Kitap | Mim "4"

Merhabalar efendim. İlk defa bir kitap etkinliğinde mimlendim. Öncelikle beni bu mime davet eden, bize her zaman daha mutlu olmamız için yazılar yazan değerli bir ablamız (Hocamız :D) Yurdagül Çelik'e teşekkürlerimi iletmek isterim.  Aslında bu mimde biraz heyecanlandım ve çaktırmayın sakın kimseye hafiften de bir korku saldı içimi :). Uzun zamandır kitap okuyamıyorum ve bunun için çabalıyorum. Daha önce okuduğum kitaplardan ben de iz bırakanlar elbetteki oldu. Bende onları size aktarayım o zaman fazla vakit kaybetmeden.




Eskisi Gibi Olmazmış

Bu sefer ki çok farklıydı Kara bulutların gölgesinde yapayalnız oldum Bana iyi gelenleri önce ben kovdum. Sonra teker teker geri istedim.
Hayat ise eskisi gibi samimi değildi bu sefer. Neden mi? Çünkü benim yağmurda ıslanan yüreğim hala kurumadı. Nemi ise gözlerime dolandı....


Ve son olarak ise; "Bugün yok ki yarın olsun. Düşünme, kaybolursun."  (Şarkıdan)

Hayallerim | Mim "3"

Merhabalar, yeni bir mim yazısı ile karşınızdayım. Aslında bu yayını beni mimleyen Ece Abla ve Banu Hanım'ın yazılarını okuyup ardından yazmam gerekirdi. Ama iş trafiği ve sinir harpları ile iyice yıpranan bedenim ile ruhum hep beni engelledi. Sanki biri önüme hep duvar ördü. Ama bakın şimdi buradayım. Sakinim ve iyi sayılabilecek bir durumum var.  Şimdi fazla uzatmadan sorulara dönelim yoksa ben yazdıkça yazacağım. :))





1-Hayal kurmaktan hoşlandığınız bir yer ve zaman dilimi var mı?
Sizlerin yazılarını okurken bu soru beni çok düşündürdü. Vaktimde oldu zaten bol bol. :) Sanırım şu an yok diyebilirim. Ama çocukluğuma inecek olursak bir eski ev düşünün, arkasında bir yaşlı ve eğri bir elma ağacı. Yürüyerek tırmanıyor ağaca :) En tepelerden sağlam bir dala oturup sırtımı yaslardım ağaca. Rüzgar savururdu beni sağa sola. Bir elma alırdım elime ve ben hayallere dalardım. Saatlerce bir ağaçta oturan bir çocuk düşünün. Hayalleri var ama kendinden büyük. 
2-En çok nelerin hayalini kurarsın…

Bıktım!!!!!!!

İnsanlar neden böyle? Neden? Neden? Tamam seni anlıyorum da neden beni anlamıyorsun? Sen üzülmeyeceksin diye her seferinde ben mi üzüleyim? İstediğin ne oturayım kıçımın üstüne bok gibi bir hayatta bok gibi mi yaşayayım? Anlamıyorum bak. Cidden anlamıyorum. Daha doğrusu anlayamıyorum. Bu kadar bencillik yeter ya. En son çekip gideceğim öyle arkamdan bakacaksın. Belki gitme diyemezsin çünkü o dilini ben kapıyı kırarken yutacaksın. İnsanın üzerine bu kadar gelinmez. Ne yapayım odama kapanayım çıkmayayım. Yük mü oluyorum sana? Eğer öyleyse söyle ben giderim hayatınızdan. Gerekirse bu hayattan da giderim benim için hiç bir sorun yok bunu bil istiyorum. Şu an içimden geçenleri hiç bilmiyorsun hiç. En kötüsü de ne biliyor musun? Ben şimdi sabaha kadar gözü yaşlı bir şekilde öylece bakacağım ya boşluğa. Sabah ise hiç bir şey olmamış gibi hayata devam edeceğim. Gözümde ki yaşları görme sen. İçime akan yaşları zaten hiç görmedin bu zamana kadar. Çocukken bile yaşattığın acıları kimse yaşatmadı…

Benim Hayatım

"Aşk insanlığa verilen en ağır cezadır. Bak bende, bende senin gibi aşk acısı çekiyorum. Bende birinden hoşlanıyorum." dedi ve sustu. Bende sustum, karanlığa gömüldüm. Sonra gecem sabah, sabahım ise gecem oldu. Günler haftalar yıllar geçti. Unutmamaya yemin etmiş gibiydim ben sadece ama hep sustum. Hayalini yaşadım, hayaliyle oldum. hayaliyle öldüm. Oysa hep bir umudum olmuştu. Bekledim o yüzden yıllarca. Taki umutlarım bir bir bitene ben bitene denk.




Yıllar yıllar öncesinden başlayan bir masaldı. Sadece masal. Başı belli sonu belli olmayan bir masal. Sonu gelmemiş aklı karışmış bir masal. İlk başlarda çocuk kızı bir anlık dahi olsa görmek için her şeyi yapar. Sesini duymak için herkesi sustururdu. O konuştuğunda depremler olur, baktığında ise yangınlar çıkardı. Masal ya bu kız bunu hiç bilmezdi. Taki o ana kadar. O an tüm umutların yıkıldığı an. Yaşamın bittiği bitkisel hayata geçiş anı. Masal bu ya biri üzgün biri mutlu. Olsun... Belki geç kalınmışlıkla verilen bir ceza. Ol…

Falan Filan

Standart bir insan

Kafaları Dağıtmaya Geldik

Her Şeylerden Biraz

Her Şey İnsanlık İçin

Toprak Kokusu

Yağmur sonrası bir koku yayılır etrafa "Toprak kokusu". Tazeler insanı hem ruhunu hem bedenini. Bugün yağmur yağdı mesela. Ben o kokuyu alamadım. Sıkışmış bedenim beton yığınlarına. Sadece biriken toz kokusu, egzoz kokusu ve sanayi kokusu. Anlayamadığım ise "Çimlere Basmayın" levhası.

Alafranga İlleti

Gündem belli manşetlerde, soykırım mı değil mi? Sokaklarda dolaşıyor, şeyh ve müritleri İçimize işlemiş, alafranga illeti Edebi metinlerde, bu şehrin hikâyesi Nasılda alıştırmış, para bütün milleti Nasılsa alışılmış, kaygılar hep ticari
Her şey mubah her şey serbest Hani muasır medeniyet
Gündem belli manşetlerde, soykırım iddiaları Sokaklarda dolaşıyor, şeyh ve yandaşları Millet uyuyor, gaflet uykusunda Bir film oynuyor, aptal kutusunda Millet uyuyor, hala uykuda Masal dönüyor, aptal kutusunda
Her şey mubah her şey serbest Bu dünya da Hani muasır medeniyet O da uykuda

Yazar:  Muhammet KARAKÜTÜK

Satır Arası | MİM "2"

Merhabalar efendim. Mimlendiğimi buradan sizlere duyuruyorum. Birde iki farklı kişi tarafından aynı gün. Ne kadar mutlu oldum tahmin bile edemezsiniz. Bu konuda beni mimleyen "IlgınDünyası" ve "Semih Keçecioğlu" na sonsuz teşekkürlerimi iletmeyi borç bilirim.  Biraz geç olsa da artık cevaplayayım insanları üzmeyeyim dedim. Bu konuda da sizden çok ama çok özür dilerim.Keyifli okumalar.

1. Nasıl blog yazmaya başladınız?

Zaman zaman yazan bir insanım. Yazmak istediğim zaman evde, işte, otobüste ve neredeyse her yerde yazmaya çalışırım. Yanlış anlaşılmasın zaman zaman :). Bu yazdıklarımı muhakkak birilerine okutuyorum. Ve okurlarım benden artık bıktıkları için blog açıp onları rahatlatıp sizi bıktırmaya karar verdim. Ve bu sayede kıdemsiz blog yazarı oldum. :)

2. Blogunda  daha önce yazmadığın bir tarzda yazmış olsan, bu ne olurdu?

Teknolojik gelişmeler, bilinmeyen bilimsel gerçekler ve sanat dallarında her konu üzerine yazmak isterdim. Ama pek başarılı olacağımı düşünme…

Aynı Sen?

Klasik düşünceler sapağındayım. Aklımda, hep aynı sen. Gökyüzüne uzanan yalnızlar durağındayım. Yıldızlar ise çok parlak, aynı sen.
Elimde eski bir gitar. Vururum tellerine ve bir güzel dinlerim. O ses varya beni benden alan. Aynı sen.
Otobüsler gelir gider. Kimisi ise durmadan gider. Kimiside durur ben binmem. Seni beklerim öylece. Çünkü karşımda gördüğüm aynı sen.
Şiirler yazarım durmadan, yorulmadan. Sonra yırtar atarım. Sahipsiz taşları toplarım yoldan. Sahiplenirim onlara, koyarım baş ucuma.
Neyse ben uyuyorum artık. Evet, biraz erken biliyorum. Kıvrılıyorum şöyle bir köşeye. Rüyamda gördüğüm ise aynı sen...


Müzik Önerisi | İkiye On Kala

Bazı şarkılar vardır sürekli dinler, dinler ve dinlersiniz. Dinlemekten hiç bıkmadığınız şarkılar. Dinlerken ise "aha ben" dediğiniz vakitler ise bol olur. Hadi açık sözlü olun biraz :). Bugün bir şarkı önereyim dedim sizlere. Kendimden bir parça dinlettireyim dedim. Kısacası herkes yapıyor neden ben de yapmıyorum dedim yani. :)

Şimdi uzun uzun anlatırdım size başımdan geçen her detayı ama bu detaylar sizi umarım çok sıkacaktır. Zaten ben de unuttum gibi bir şey biraz daha sabredersem başaracağım galiba. "O zaman sizi "Yazmaktan Yorulmadım ama Bir Satır da Haberin Olsaydı" şarkısı ile başbaşa bırakayım. Şarkı "İkiye On Kala" diye bir gruba aittir. Şarkı ismi biraz uzun olsa da hatta bütün şarkılarının isimleri uzun olsa da güzel müzik yapan arkadaşlar (Abiler).


Boşluk, Sadece Boşluk

Kafam almıyor artık hiç bir şeyi. Ya ben çok aptalım ya da insanlar çok bencil. Ufak tefek şeylerden kavga gürültü eksik olmayan ülkemde yine ufak tefek şeylerden benle konuşmayan insanların sayısı kafamdaki saç teli sayısını geçmiş bulunmak ta. Umursamıyorum artık umursayamıyorum. Öyle durumlarla karşı karşıya kalıyorum ki. Arkamı dönüyorum yavaş adımlarla ilerlerken umurumda değil diyorum. Takmıyorum artık öyle insanları düşünmüyorum. Çünkü kafam almıyor...

Niye üzerler ki insanlar birbirlerini diye soruyorum kendime ama bir cevap bulamıyorum. Ya da sadece sormakla bırakıyorum öylesine. Dedim ya umursamıyorum hiç bir şeyi. Boşvermişlik mi? Bilmiyorum ama takmıyorum insanları.
Çünkü artık yaşamayı öğrendim etrafımda tek bir insan olmadan. Kimseyle de öyle konuşmak istemiyorum uzun uzun. Günümün çoğunu ise ya müzik dinleyerek ya da müzik yaparak geçiriyorum. Kafamda sözler yazıyorum bazen ve yine kafamda beste yapıp onları söylüyorum içimden. Sonra unutuyorum her şeyi ve başka bir şe…

İnsani Düşünceler

Açgözlü  insanların zirve yaptığı bir dönemden yazıyorum bu satırları.  Biraz inat ediyor ve sabrediyorum ama kırılmıyor da değilim.  Suçlar ise tavan yapmış dünyanın her köşesinde.  Köşe kapmaca oynuyorlar desem, yaptıkları o kadar masum değil. En son düşüncelerimin arasında gelir yalnız olmak. İntihar ile sınanan bedenler arasında yerimi alırım. O zaman, ölümle noktalarım yalnızlığı. Ama vazgeçecek değilim ya en sevdiklerimden. Zaten en sonunda gerçekleşmeyecek mi bu gerçek? Belki o zaman elim kolum bağlı yükselirim.

Hatıramda ki Gizli Defter

Gerçekten seviyor muydum seni? Ciddi anlamda merak ediyorum. Mesela gözlerimi kapattığımda sen geliyordun ya karşıma. Korktuğumdan mı bilinmez açardım hemen gözlerimi.

Biri Bizi Yönetiyor mu?

Bize hiç sorulmadı senin adın ne olsun diye. Dünyaya gözlerimizi açtığımızda ismimiz hazırdı zaten. Kim bilir ne kadar çok düşünmüşlerdir demi? Belki bir anda bu olsun denilmiş ve senin ismin o olmuştur. Giydiğimiz kıyafetleri bile onlar seçmedi mi? Nasıl büyüyeceğimiz onların elindeydi sanki. Biz doğar doğmaz ipleri eline aldılar. Çişimizi bile ne zaman yapacağımıza onlar karar verdi. Neyse Büyüdük ettik okula gittik. Biliyor musunuz? Bana hiç sen hangi dersleri görmek istiyorsun

Vahşi Yaşam Belgeseli

Dünya sakin bir hayatını sürdürüyor her zamanki gibi. Göğe uzanan ağaçların arasından gelen kuş sesleri tamamlıyor sakinliği. Az ileride karnını doyurmak için aslan avını kovalıyor. Bir taraftan ciğerlerine temiz hava giriyor. Sistem çok güzel bir şekilde oturmuş.

Yalnızlık Meydanı

Kanayan bir şehir. Bir bütünün parçalarıyız. Dağıldık sağa sola hayal edilmesi güç Yaşamaya sabretmek gibi bir şey

Karanlık ve Daha Çok Karanlık

Susuyorum! Uzaklaşmak için buralardan. Gidiyorum öylesine sessiz ve bitik bir aydınlığa. Kaybolmak belki amacım. Kendimi sahiplenmek, olabilir mi?

Uğultu

Kullandığım tüm cümleler yetersiz kalır şu son zamanda. Biz kimiz?  Neyiz?  Neredeyiz? Neden hep yalnızız?  Sorularım var kendime sormaya korktuğum aslında. Yaşamaya mecbur muyuz? Diye.

Ölüm Görüşü

Öyle Şeyler

Girdabın tam orta yerinde duran bir adam. Yarıştığı bir zamanlar en hakiki düşman zaman. Sonluk cümlelerin bitik halleri gibi noktalı. Yalın ve öz yaşar hayatı onun gibi her insan.
Zorlama elbet olur, gelir düşler ülkesinden düşünceler. Zor olan o değildi ama yaşamda gizli önsözler. Okuması zor biraz tecrübe gerektirdi haberler. İzlemek kolay olsa hapsolurdu geriye kalan bir avuç insan.

Başımız Sağ'olsun.

Gittiğim ziyaretten eve dönmek için otobüs beklerken yoldan ambulans ve polis aracı geçti. Malum Türkiye'nin durumu böyleyken içim bir cız etmedi değil... Ardından telefonuma gelen bildirim.

ATATÜRK HAVALİMANI'NDA PATLAMA: ÖLÜ VE YARALILAR VAR.
İstanbul Atatürk Havalimanı'nda art arda iki patlamanın yaşandığı iddia edildi.
Atatürk Havalimanı'nda patlama sesi duyduğunu belirten kullanıcılar, yolcuların panik halinde kaçıştıklarını belirttiler.
Atatürk Havalimanı'nda olduğunu belirten çok sayıda sosyal medya kullanıcısı, dış hatlarda iki canlı bombanın kendini patlattıklarını ve çok sayıda yaralı olduğunu belirtirken, konuya ilişkin resmi bir açıklama gelmedi.
 Bir an duraksadım. Sonuçta neredeyse yanıbaşımda olan bir hadise. Otobüsüm geldi bindim oturdum. Kafam biraz dağılsa da unuturmuş gibi olsam da yanımızdan geçen her bir ambulans hatırlattı gerçeği. Ben ise sadece geçen ambulanslara bakıyordum. Ya o aracın içinde ben olsaydım. Ya bir sevdiğim bir yakınım. :/  …

Dilenci

Aşk Farkettirmeden Yakar.

İnsan Beyinli Maymunlar

Sinsi Sevgi

İnsan Nasıl Bir Varlık?

Amacın Ne?

Hayali Sitem

Makineleşmiş İnsan

Bir Garip Korku

Kardeş Beni de Düşünmüş MİM!

Ben mi?

Sancı